Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)
info |

RECEBİM.COM

Yazılar

ÇAĞRI CİHAZI VE İLETİŞİM ALNINA GİRMESİ

ÇAĞRI CİHAZI VE  İLETİŞİM ALNINA  GİRMESİ 

      90 ların başlarında bir süre görülmüş iletişim cihazı. yakınlarda telefon olmadığı durumlarda bu cihazın numarası aranır, cihazın sahibi de ekranda numaranızı görünce bir yerden telefon bulur, sizi arardı. kısa ömürlü olmuştur..Cep telefonu gibi her cağrı cihazinin kendine ait bir nosu vardı ve 142 yi arayınca ordfa cıkan operatore 'baba beni ara' veya 'şurada seni bekliyorum' tarzı kısa sms ler yollanıyordu.. sadece sms alabilen cep telefonu gibi dusunulebilir

   

      Oldukça kullanışlı bir cihazdır. ülkemizde de türk telekom'un çağrı sistemi vhf frekansında kullanılmaktaydı bir dönem. daha sonra gsm şebekesinin yaygınlaşmasıyla şehir çapında kullanılan çağrı sistemi tercih edilmez olmuştur...fakat, yerel çağrı sistemi* denilen ve belli bir kurumda kullanılan çağrı sistemleri bugün almanya ve abd başta olmak üzere bir çok yerde hala çok yoğun olarak kullanılmaktadır.* hastane, otel ve fabrika gibi, çalışanların bina ya da bina grupları arasında çok fazla dolaştığı ve sabit bir yerde bulunmadıkları ortamlarda, çağrı cihazları bu kişilere verilerek, sistemin altyapısı da bina içine kurularak, iletişim problemi halledilebilir. bu sistemlerin karşısına da bazı gsm operatörleri rakip olarak çıktılarsa da, baz istasyonlarının yayınladığı dalgaların pencereleri olmayan bodrum katlarına ulaşamamaları ve içeri de baz istasyonu kurulmasının imkansız oluşu sonucu, pek bir başarı sağlayamadılar. ayrıca, tüm kampanyalara rağmen bu sistemlerin kullanımı ücretlidir. halen tüm ülkelerde, özellikle hastanelerde yerel çağrı sistemleri en çok kullanılan iletişim yöntemidir. çağrı cihazlarının da boyutunun oldukça küçük ve cihazın fonksiyonel olması, ayrıca bir kere altyapı kurulduktan sonra kullanımının tamamen ücretsiz oluşu, sistemin sessizliği ile birleşince*, bu sistemler yerel çözümlerde hala en güçlü seçenektirler...

  

     Eskiden hava atma aracıydı... şimdilerde ise sadece bazı dizilerde doktorların kullandıgı " izninizle bu çagrıya cevap vermeliyim " repligini dillere pelesenk eden kibrit kutusundan biraz büyük cihaz...                     

 

 

Çağrı Cihazının Kullanım Alanları:
  • Fabrikalar
  • Üniversiteler
  • Okullar
  • Tıp merkezleri
  • Hastaneler
  • Huzur ve bakım evleri
  • Oteller
  • Havaalanları
  • Bankalar
  • Alışveriş merkezleri
  • Süpermarket ve hipermarketler
  • Askeri alanlar ve emniyet birimleri
  • Tatil köyleri
 Bu yararlardan bazıları şunlardırToplum, okul, öğretmenler ve öğrenciler arasındaki işbirliğini, bilgi teknolojileri araçlarını kullanarak geliştirmek. Öğrenme ortamlarını, eğitimsel yazılımlar, elektronik referanslar, uygulama yazılımları ve eğitsel oyunlarla desteklemek; böylece eğitimin kalitesini arttırmak.

Bilgi teknolojisi araçlarını her kademedeki öğrenme ortamlarına entegre etmek.

Her öğrenciye eğitim hayatı boyunca her türlü gelişmiş bilgi teknolojisi araçlarına ulaşma imkânı sağlamak.

Doğru zamanda ve doğru yerde, doğru bilgi teknolojisi aracı kullanım yeteneğini bütün öğrencilere kazandırmak. Bilgi teknolojisi araçları ile bilgiye ulaşma, problem çözme, bilginin işlenmesi ve sunulması becerilerini bütün öğrencilere kazandırmak ve onlara günlük hayatta bilgi teknolojisi araçlarını nasıl kullanabileceklerini öğretmek.

Öğrenciyi pasif öğrenme ortamlarından kurtararak kendi kendine aktif bir şekilde öğrenme yeteneği kazanmasını sağlamak.

Öğrencilerin, interneti, çizim programlarını, kelime işlemcileri, elektronik tablolama ve sunum yazılımları gibi araçlar kullanmalarını sağlamak.

Bilgisayarı öğretmenlerin, ders planlarını hazırlama, derslerini uygulama, ölçme-değerlendirme araçlarını geliştirme, not verme, eğitsel materyallerini hazırlama ve kendilerini geliştirme amaçlı olarak kullanmalarını sağlamak.

Okul yöntemlerinin veri tabanları, kelime işlemci, sunum yazılımları vb. bilgi teknolojilerini kullanarak idari işlerin kolaylaştırılmasını ve daha etkin hale getirilmesini sağlamak.

İl ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin işlevlerinin bilgi teknolojisi desteğiyle yürütülmesi için bir yönetim bilgi sistemi kurmak gibi amaçlar doğrultusunda kullanmak.

  

Bilgi ve İletişim Teknolojileri İletişim Teknolojisindeki Gelişmeler İletişim teknolojileri alanındaki gelişmeleri iki bakımdan ele alabiliriz.

İletişim teknolojisindeki baş döndürücü gelişmelerin bir nedeni, transistörle başlayan ve chiplerle devam eden mikro elektronik devrimi ise, ötekide hemen hemen bütün iletişim araçlarına bilgisayarın yardımıyla dijital iletim ve işleme yöntemlerinin girmesidir.

Mikro elektronikte gelişme ile birlikte, iletişim teknolojisi de yenilenmiştir. Mikro elektronik ve iletişim birbirini tamamlayarak birlikte gelişmektedir. Mikro elektronik teknolojisindeki gelişme, yeni ürün ve teknolojiler yaratırken, iletişim donanımındaki gelişmeler; sanayi üretiminin alt yapısını oluşturarak hızlı gelişme, üretim için her türlü bilgi akışını hızlandırıp kolaylaştırdığı gibi, zaman ve mekân (ulaşım) kullanımında sağladığı avantajlarla, üretimde etkinliği ve verimliliği artırmıştır.

İletişim alanındaki teknolojik gelişmeler, dijital teknoloji ile fiber optik ve lazer teknolojisi sayesinde iletişimde ortaya çıkan yenilikler ve büro donanımında yenilenme yaratan ‘akıllı terminal’, telefon, faks ve diğer haberleşme donanımındaki gelişmelerle birlikte yaratılmıştır. transistor ün, renkli TV’nin, teybin, videonun bilgisayarların ve uyduların iletişim alanlarında kullanılması ile bilgi- iletişim çağı sanayi toplumunun son 30–40 yılında başlar. Bu alanlarda yeni ve hızlı gelişmeler, 1980-1990’larda bugünkü ilk dönem ‘bilgi toplumu’nu yarattı. Renkli TV’den kablolu TV’ye, videotex’e TV katılımlı konferanslara ve uydu yayıncılığına geçildi.

 

Yeni iletişim teknolojileri, 1970’lerden başlayarak iletişim araçlarıyla bilgisayarların birlikte düşünülüp, geliştirilmesi ve desteklenmesiyle, eskiye oranla çok daha yetenekli gelişmiş araçlar olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde yeni iletişim teknolojileri, alışılmış radyo ve televizyon yayınlarının güçlerini aşan boyutlara ulaşmış durumdadır.

Bilgi ve iletişim teknolojilerinden ilk akla gelenler; videotext, teletext, kablolu televizyon, data iletişim, elektronik mektup, iletişim uyduları, internet sistemleri, multimedya sistemleri vb. sayılabilir.

  Bilgi ve bilginin aktarılmasında İletişim Teknolojileri 

Bilgi ve iletişim teknolojileri, bilgiye ulaşılmasını ve bilginin oluşturulmasını sağlayan her türlü görsel, işitsel basılı ve yazılı araçlardır.

Ayrıca, insanlık tarihinde az sayıda teknoloji, bilgi ve iletişim teknolojileri kadar insan yaşamını etkilemiştir. Bilginin toplanmasını, işlemesini, depolanmasını, ağlar aracılığı ile bir yerden bir yere iletilmesini sağlayan iletişim ve bilgisayar teknolojilerini de kapsayan bütün teknolojiler "bilgi teknolojisi" olarak adlandırılmaktadır. İletişim teknolojisi, mesajların bir yerden bir yere hızlı iletilmesine olanak sağlamakta, bilgisayar teknolojisi ise hesaplama ve bilgi işleme yeteneklerimizi milyonlarca kere artırmaktadır.

Bilgi teknolojileri, "bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin birlikte kullanılmasıyla oluşturulmuş sistemler"dir. Bilgi teknolojileri; mikro elektronik ve veri iletiminin yanında, faks makineleri, mobil telefonlar, kablolu televizyon, bilgisayarlar, bilgi ağları, videoteks, software ve on-line veri tabanlarını içeren teknolojilerdir. Örgütsel yazışmalarda, bilgi teknolojileri yardımıyla elde edilen veriler toplanır, sınıflandırılır, kaydedilir ve bilgiye dönüştürülecek biçimde işlenerek, karar süreçlerinde kullanılır.

Yönetimde iletişimi sağlayan bilgi ve iletişim teknolojileri, hızla gelişmektedir. Video-teyp kayıtları, tele-sekreter aygıtları, kapalı devre televizyon sistemleri, faksimile makineleri, yönetimde yeni iletişim esnekliği sağlayan araçlardır. İletişim teknolojisinin en önemli yararı yazılı iletişime büyük kolaylıklar sağlamasıdır.

İletişim teknolojilerinin yazılı iletişime sağladığı avantajlar şunlardır:

 

Maliyetleri azaltır ve verimliliği artırırlar.

Tekrarı azaltır, veri girişini kolaylaştırır ve zaman tüketimini azaltırlar.

Kâğıt kullanımının gerektirdiği fiziksel alan kullanımını daraltırlar.

Doküman yönetiminde etkinlik sağlarlar.

Ofislerde görülen işlerin maliyetlerini önemli ölçüde azaltırlar.

Bugün teknik olarak iletişimi ve bilgisayar teknolojilerini, birlikte düşünmek mümkündür. Bilgisayar ve iletişim teknolojisindeki hızlı gelişme, üretim için her türlü bilgi akışını hızlandırıp kolaylaştırdığı gibi, zaman kullanımında sağladığı avantajlarla, üretimde etkinlik ve verimliliği arttırmıştır.

İletişim teknolojileri, bilginin işlenmesine e iletilmesine yarayan tüm teknolojileri ve iletişim alanındaki teknolojileri kapsayan bir kavramdır. Bu nedenle iletişim teknolojileri; iletim (transmission), telekomünikasyon, iletişim, enformasyon yayım ve basım kelimeleri ile ilgili tüm teknolojileri içerir. İletişim teknolojileri, telgraf, telefon, faks, teleks, radyo, televizyon, uydu, interaktif televizyon, kablolu televizyon, uzaktan kumanda, çağrı cihazı, GSM, telsiz, trunk telsiz, bilgisayar, modem, video çalar, video kamera, video projektör, amplifikatör, CD-ROM, VCD, DVD, matbaa, yazıcı, fotokopi gibi teknolojileri içerir.17-11-2007    #2 (mesaj-linki)ThinkerBeLL   Cvp: Bilgi ve İletişim TeknolojileriBilgi ve İletişim Teknolojilerinin Eğitimde Yarar ve Amaçları

 

       Bilgi teknolojisi öğrenme ortamına temel teşkil etmektedir ve toplumdaki bireylerin yaşam boyu sürekli eğitim görmelerine bilgi dağarcıklarını ve ufuklarını genişletebilmeleri de, mesleklerine yönelik yeni beceriler kazanmalarında, uzak kırsal yörelere de eğitim olanaklarının götürülmesinde bilgi iletişim teknolojilerinin katkıları göz ardı edilmeyecek kadar büyüktür.

Bu yararlardan bazıları şunlardır 

Toplum, okul, öğretmenler ve öğrenciler arasındaki işbirliğini, bilgi teknolojileri araçlarını kullanarak geliştirmek.

Öğrenme ortamlarını, eğitimsel yazılımlar, elektronik referanslar, uygulama yazılımları ve eğitsel oyunlarla desteklemek; böylece eğitimin kalitesini arttırmak.

Bilgi teknolojisi araçlarını her kademedeki öğrenme ortamlarına entegre etmek.

Her öğrenciye eğitim hayatı boyunca her türlü gelişmiş bilgi teknolojisi araçlarına ulaşma imkânı sağlamak.

Doğru zamanda ve doğru yerde, doğru bilgi teknolojisi aracı kullanım yeteneğini bütün öğrencilere kazandırmak. Bilgi teknolojisi araçları ile bilgiye ulaşma, problem çözme, bilginin işlenmesi ve sunulması becerilerini bütün öğrencilere kazandırmak ve onlara günlük hayatta bilgi teknolojisi araçlarını nasıl kullanabileceklerini öğretmek.

Öğrenciyi pasif öğrenme ortamlarından kurtararak kendi kendine aktif bir şekilde öğrenme yeteneği kazanmasını sağlamak.

Öğrencilerin, interneti, çizim programlarını, kelime işlemcileri, elektronik tablolama ve sunum yazılımları gibi araçlar kullanmalarını sağlamak.

Bilgisayarı öğretmenlerin, ders planlarını hazırlama, derslerini uygulama, ölçme-değerlendirme araçlarını geliştirme, not verme, eğitsel materyallerini hazırlama ve kendilerini geliştirme amaçlı olarak kullanmalarını sağlamak.

Okul yöntemlerinin veri tabanları, kelime işlemci, sunum yazılımları vb. bilgi teknolojilerini kullanarak idari işlerin kolaylaştırılmasını ve daha etkin hale getirilmesini sağlamak.

İl ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin işlevlerinin bilgi teknolojisi desteğiyle yürütülmesi için bir yönetim bilgi sistemi kurmak gibi amaçlar doğrultusunda kullanmak.

  

Bilgi ve İletişim Teknolojileri İletişim Teknolojisindeki Gelişmeler İletişim teknolojileri alanındaki gelişmeleri iki bakımdan ele alabiliriz.

İletişim teknolojisindeki baş döndürücü gelişmelerin bir nedeni, transistörle başlayan ve chiplerle devam eden mikro elektronik devrimi ise, ötekide hemen hemen bütün iletişim araçlarına bilgisayarın yardımıyla dijital iletim ve işleme yöntemlerinin girmesidir.

Mikro elektronikte gelişme ile birlikte, iletişim teknolojisi de yenilenmiştir. Mikro elektronik ve iletişim birbirini tamamlayarak birlikte gelişmektedir. Mikro elektronik teknolojisindeki gelişme, yeni ürün ve teknolojiler yaratırken, iletişim donanımındaki gelişmeler; sanayi üretiminin alt yapısını oluşturarak hızlı gelişme, üretim için her türlü bilgi akışını hızlandırıp kolaylaştırdığı gibi, zaman ve mekân (ulaşım) kullanımında sağladığı avantajlarla, üretimde etkinliği ve verimliliği artırmıştır.

İletişim alanındaki teknolojik gelişmeler, dijital teknoloji ile fiber optik ve lazer teknolojisi sayesinde iletişimde ortaya çıkan yenilikler ve büro donanımında yenilenme yaratan ‘akıllı terminal’, telefon, faks ve diğer haberleşme donanımındaki gelişmelerle birlikte yaratılmıştır. transistor ün, renkli TV’nin, teybin, videonun bilgisayarların ve uyduların iletişim alanlarında kullanılması ile bilgi- iletişim çağı sanayi toplumunun son 30–40 yılında başlar. Bu alanlarda yeni ve hızlı gelişmeler, 1980-1990’larda bugünkü ilk dönem ‘bilgi toplumu’nu yarattı. Renkli TV’den kablolu TV’ye, videotex’e TV katılımlı konferanslara ve uydu yayıncılığına geçildi.

 

Yeni iletişim teknolojileri, 1970’lerden başlayarak iletişim araçlarıyla bilgisayarların birlikte düşünülüp, geliştirilmesi ve desteklenmesiyle, eskiye oranla çok daha yetenekli gelişmiş araçlar olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde yeni iletişim teknolojileri, alışılmış radyo ve televizyon yayınlarının güçlerini aşan boyutlara ulaşmış durumdadır.

Bilgi ve iletişim teknolojilerinden ilk akla gelenler; videotext, teletext, kablolu televizyon, data iletişim, elektronik mektup, iletişim uyduları, internet sistemleri, multimedya sistemleri vb. sayılabilir.

   

                                                                             Recep ali kaya

                                                                             www.hanimrecebim.bloggum.com

TÜRKİYE’DE İLK GAZETE VE DERGİLER SAHİPLERİ VE 19.YY ANADOLU VE İSTANBUL BASINI

     Yazı ile haber verme işine ilk olarak Romalılar zamanında rastlanır. Julius Caesar (Sezar) zamanında bir çeşit duvar ilânı ile, halka bildirilmesi gerekli görülen haberler duvarlara asılmak şeklinde yapılmıştır. Daha sonraları bu haber yayma şekli, şehirden şehre gönderilen özel mektuplarla mümkün olabilmiştir.

    Matbaacılığın icadı ile XVII. yüzyıldan itibaren gazeteler yayınlanmağa başlamış ve XVII. yüzyılda İngiltere. Fransa ve Almanya da başlayan siyasî gazetecilik ile basını, gerçek önemini kazanmaya başlamıştır.Fakat, basının, özellikle gazeteciliğin, demokratik sistemlerde dördüncü {kuvvet, haline gelmesi, XX. yüzyılın başlarından itibaren olmuştur. Sayısı yüzbinlere varan gazeteleri çok kısa zamanlarda, hemen hemen birkaç saat içinde, basabilmek ve yayabilmek imkânlarının gelişmesi ve artması ile basın bütün medeni dünyada önemli yerini almıştır.

     Bizde basın: Bizde, belirli aralıklarla gazete ve dergilerin yayınlanması, XIX. yüzyılın ilk yarısından itibaren başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yayınlanan ilk gazete, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşanın, Türkçe ve Arapça olmak üze, re iki dilde yayınlattığı Vekayii Mısriyye adlı gazetedir. Bundan birkaç yıl sonra , 1 Kasım 1831 de, II.Mahmutun emri ile ilk Türkçe gazete yayınlanmağa başlamıştır. Takvim-i Ve-kay-i adını taşıyan, resmî olan ve haftada iki defa yayınlanan bu gazetede, resmi olmayan yazılar ve haberler de çıkmıştır. Takvim-i Vekayinin, ayrıca Fransızca Le Moniteur Otoman adlı ayrı bir sayısı da yayınlanmıştır.özel teşebbüsün çıkardığı ilk gazete de, 1840 yılında William Churchill adlı bir İngiliz tarafından yayınlanan Cerîde-i Havadis tir. Bir Türk tarafından çıkarılan ilk özel gazete ise, Şinasi ile Agâh Efendinin birlikte yayınladıkları Tercümân-i Ahvâl dir (1860) Bundan sonra yayınlanmış olan gazetelerin çoğu, gerek Türk basın hayatında, gerekse Türk fikir hayatında büyük izler bırakan, büyük etkileri olan gazetelerdir. Özellikle Şinasinin 1861 yılında yayınlamağa başladığı ve Avrupaya gittiği zaman Namık Kemalin başyazarlığını yaptığı Tasvir-i Efkâr, 1866 yılında Ali Suavinin yayınladığı Muhbir, 1869 da yayınlanan Diyojen ve Basiret, Namık Kemalin Avrupa dönüşünden sonra 1872 de yayınlamağa başladığı İbret, 1875 te yayınlanan Vakit ve istikbâl, Ahmet Mithat Efendinin yayınladığı Tercü-mân-i Hakikat, Londrada Genç Osmanlılar tarafından kurulup Namık Kemalin ve Ziya Paşanın gayretleri ile yaşayan Hürriyet gazeteleri bu devrin önemli gazetelerindendir. Böylece, baskı sayıları fazla olmamakla beraber, 1881’e kadar      İstanbulda yüze yakın gazete yayınlanmıştır.

Bu tarihten 1908 de ilân edilen Meşrutiyete kadar gazetelerin yayınlanmasında bir azalma görülür. İkinci Meşrutiyetin ilân edilmesinden sonra, basın hayatı yeniden bir canlılık kazanmıştır. Bu tarihten, Anadoluda Millî Mücadelenin başlamasına kadar yayınlanan önemli gazeteler şunlardır: Şû-râyı Ümmet, Tanîn Tasvîr-i Efkâr, Hak, Tercüman-1 Hakikat, Pey ânı, İkdam. Sabah, Tevhîd-i Efkâr, Akşam, Yeni Gün, Zaman.

Mütareke yıllarında bir taraftan işgal kuvvetlerinin, bir taraftan da İstanbul hükümetinin çeşitli baskıları altında yayınlarına güçlükle devam eden bu gazetelerden başka, Millî Mücadelenin başladığı ve devam ettiği Anadoluda da, millî hareketi destekleyen gazetelerin yayınlanmağa başladığı görülür. Sivas Kongresinin dağılmasından sonra yayınlanmağa başlayan ,İrade-i Milliye gazetesi, Anadolu hükümetinin yarı resmî bir gazetesi olması bakımından da önem taşır. 14 Eylül 1919 da Sivasta yayınlanan bu gazete, sonradan Ankarada yayınına devam etmeğe başlamış ve 10 Ocak 1920 tarihinden itibaren Hâkimiyet-i Milliye adını altmıştır. Yine Millî Mücadele yıllarında Ankarada yayınlanan başka bir gazete de, Yunus Nadi Abalıoğlunun, İstanbuldan Ankaraya naklettiği Yeni Gün gazetesidir. Cumhuriyetin ilân edilmesinden sonra, Türkiyede gazetecilik,büyük ilerlemeler kaydetmiş yük denecek gazeteler, bir taraftan da Ankarada ve öbür şehirlerimizde yayınlanmağa başlamıştır. Bilhassa eski harflerin yerine yeni Türk harflerinin kabul edilmesinden sonra, Türkiyede okuma yazma bilenlerin sayısının artması, gazete okuyucularını da artmasına sebep olmuş:

ilerleyen tekniğe ayak uyduran gazetelerimiz okuyucu sayılarının da artması ile Avrupa ve Amerikada yayınlanan gazetelerle yarış edecek imkânlara sahip olmuşlardır.

Gazeteciliğimizde,, Cumhuriyet devrindeki en büyük ilerleme, 1945 yılından itibaren başlayan demokrasi rejiminin yurtta yerleşmeğe başlaması ile olmuştur. Memleket dâvalarının ve memleket idaresinin, geniş halk topluluklarını da yakından ilgilendirdiği bu rejimde, çeşitli memleket meselelerini en iyi şekilde ve en doğru olarak yayınlamağa başlayan gazeteler, büyük okuyucu kütlelerine hitap etme tekniği ve imkânlarını elde etmişlerdir. Böylece, günlük baskıları yüz binin üstünde olan büyük gazete ve dergiler yayınlamak imkânı doğurmuştur.

Bizde basın kanunları: Türkiyede basına hukukî bir nizam verme teşebbüsü 1864 yılında başlamıştır. Bu tarihte basın tüzüğü yayınlanarak, gazete ve dergi çıkarmak isteyenler için bazı kayıtlar konmuştur.

Bu tüzükte başlıca şu hükümler vardır; Gazete ya da dergi yayımlayacaklar, hükümetten izin almak zorundadırlar. Her gazetenin ve derginin sorumlu bir müdürü olacaktır. Uydurma haberler, yanlış vesikalar din ve mezhep aleyhinde yazılar yayımlayan gazeteler cezalara çarptırılacaktır. Bu cezalar arasında gazete ya da derginin, hükümet tarafından geçici ve devamlı olarak kapatılma yetkisi de vardır.

Bu tüzüğün yayınlanmasından kısa bir zaman sonra (1867) yayınlanan bir kararname ile gazeteler üzerinde hükümetin baskısı daha da arttırılmıştır. Sadrazam Mahmut Nedim Paşa zamanında gazeteler için sansür konmuş, II Abdülhamit zamanında ise gazete yayınlamak çok ve tehlikeli bir iş durumuna getirilmiştir.

İkinci Meşrutiyetin ilânı ile gazeteler üzerindeki baskı kısmen hafifletilmiş. Hürriyet prensibine uygun bazı hükümler konmuştur. Fakat bu hükümler kısa bir zaman sonra kaldırılarak Türk basını tekrar eski durumuna getirilmiştir. 1913 yılındaki Bâb-ı Âli baskını ile sansür yeniden konmuş ve Türk basım, bütün savaş boyunca askerî bir sansür rejimi altında kalmıştır.

Mütareke devrinde de aynı sansürün, işgal kuvvetleri ve İstanbul hükümeti tarafından devam edildiği görülür.

Cumhuriyetin ilân edilmesinden sonra eski Meşrutiyet devri nizamları uzun müddet devam etmiş, ilk yıllarda İrticaa, isyana ve memleketin sosyal nizamlarını bozucu teşebbüslere karşı çıkarılan Takrîr-i Sükûn kanunu ile basın rejimi sıkı kayıtlara tâbi olmuştur. Geçici olan bu nizamdan sonra 25 Temmuz 1931 de bir basın kanunu yayınlanmış, gazete sahipleri ve sorumlu müdürleri hakkında gerekli hükümler konmuştur.

Basın üzerindeki kayıtlar, İkinci Dünya Savasının bitişine kadar çeşitli şekillerde kendini göstermiş; İkinci Dünya Savaşından sonra memleketimizde demokratik rejimin uygulanmasına geçilmesi üzerinle, bu kayıtların çoğu kaldırılmıştır. Gerek C.H.P. iktidarının son yıllarında gerekse Demokrat Partinin 1950 yılında, seçimleri kazanmasından sonra, basın kanununda birçok değişiklikler olmuş, basın hürriyetini kayıtlardan uzak tutma yolunda ilerlemeler kaydedilmiştir.

Ancak D.P. iktidarı, 1954 yılından sonra kanunlarına ağır hükümler koydurmak ve ispat hakkını kaldırmak suretiyle, basın hürriyetini önemli kayıtlar içine aldırmıştır. 27 Mayıs 1960 hareketinden sonra, basın tekrar eski hürriyetine kavuşmuş ve 9 Temmuz 1961 de halk oyuna sunulan yeni anayasamızla anayasanın teminatı içine alınmıştır.  

  19.YY. İSTANBUL BASINI  

Batıda ki özgürlük ve eşitlik hareketlerinden etkilenen yenilikçi fikir gazetelerine susturmak amacıyla Sadrazam Ali Paşa’nın hazırladığı Ali Kararnamesi,(5 Mart 1867), basın özgürlüğünü ortadan kaldırmıştı. Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra Jön Türkler basın etkinliğini yurda dönerek sürdürdüler. Baş yazarlığını Namık Kemal’in yaptığı İ İbret(1872), kısa sürede kapatıldı. Namık Kemal ve gazetenin yazarları İstanbul dışına sürüldü.

II. Abdülhamid’in tahta çıkmasıyla ilk Anayasa hazırlanmış ve Meşrutiyet ilan edilmişti. Ne var ki, Osmanlı Rus savaşı nedeniyle ilan edilen sıkı yönetimle birlikte tün ülkede 33 yıl sürecek baskı dönemi de başlamış oluyordu. Baskı yıllarının en önemli iki gazetesi Şemsettin Sami yönetimindeki Sabah (1875) ve Ahmet Cevdet’in yayınladığı İkdam’dır

1908-191924 Temmuz 1908 de ilan edilen Meşrutiyet, basına uygulanan sansürü kaldırınca yalnız İstanbul’da 353 gazete ve dergi birden yayınlanmaya başladı. Dönemin etkili gazeteleri Tanin (Hüseyin Cahit) , Yeni Gazete(Ahmet Emin,Hakkı Behiç,Mehmet Sadık), Volkan(Derviş Vahdeti), Alemdar(Refii Cevat), Peyam (Ali Kemal), Vakit (Hakkı Tarık), Akşam(Necmettin Sadık, Falih Rıfkı, Ali Naci’dir). İttihat Terakki partisine Serbesti gazetesinin iki yazarı Hakan Fehmi (1909 da) ve Ahmet Samim vurularak öldürüldü ve Türk basının ilk şehitleri oldular.

1919-1923Kurtuluş savaşı sürecinde 4 Eylül 1919’ dan sonra Sivas kongresi’nin yayın aracı İradei Milliye gazetesi, Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişiyle birlikte Hakimiyeti Milliye gazeteleri yayınlandı(1920). Ankara’ya taşınan Yeni Gün ve Öğüt dışında İstanbul’da yayının sürdüren Akşam, Vakit ve Tasviri Efkar kurtuluş savaşını desteklediler. Peyamı Sabah ve Alemdar’sa Ankara hükümetine cephe aldı.

 1923-1939 

Cumhuriyet hükümeti yeni rejimi kurmak ülkede birlik ve bütünlüğü sağlamak gibi gerekçelerle basına ağır kısıtlamalar getirmiş,güdümlü bir basın yaratmıştı. Dönemin ünlü gazetecileri Hüseyin Cahit , Velit Ebüzziya, Ahmet Cevdet ve Lütfi Fikri, hilafet konusundaki yayınları nedeniyle İstanbul istiklal Mahkemesi’nce yargılandılar 1923.

Şeyh Sait Ayaklanması’ndan sonra kabul edilen Takriri Sükun kanunu basın üzerindeki kısıtlamaları arttırdı. İktidarı desteklemeyen gazete ve dergiler kapatıldı yazırları yargılandı. 1928 oe gerçekleşen alfabe değişikliği basını derinden etkiledi, kapanma tehlikesi geçiren bazı gazete ve dergilere hükümetçe para yardımı yapıldı. Dönemin başlıca gazeteleri Akşam, Cumhuriyet, Tan , Hakimiyeti Milliye(1934’den sonra Ulus )ve Vakittir.1939-1945II. Dünya savaşı boyunca İstanbul’da devam eden sıkı yönetim sebebiyle basın özgürlüğü kısıtlı kaldı. Beyoğlu’nda bir İngiliz diplomatına yapılan suikast haberini “resimli olarak” yayımladıkları için kapatılan Vakit , Akşam, Yeni Sabah, Son Posta , Tan , Halk ve Tasviri Efkar gazeteleri (Mart 1941) uygulamaya bir örmekti.

1945-1950Çok partili yaşam basında belirli bir canlanma yaratmış , tirajlar artmıştı. Demokrat partiyi destekleyen Cumhuriyet ve Vatan’ın tirajları 50 bine kadar çıktı. Akşam , Tasvir , Yeni sabah, Ulus , Tanin ,Hürriyet,Zafer , Milliyet,Yeni İstanbul, Son Posta, demokrat İzmir ,Yeni Asır , Kudret dönemin önde gelen gazeteleriydi. Sedat Simavi’nin çıkardığı Hürriyet (1 Mayıs 1948) yerleşik gazetecilik anlaşışına köklü değişiklikler getirdi.

 1950-1960 

DP (14 Mayıs 1950), basın üzerindeki denetimi azaltan basın kanunu kabul etmişti, ama kısa süre sonra iktidarla basını ilişkileri gene bozuldu. Pek çok gazeteci ve yayın organı hakkında davalar açıldı, hapsedilenler oldu ; kağıt tahsisi ve resmi ilanlar yoluyla , bası denetim altında tutulmaya çalışıldı.

 1960-1970 

DP iktidarına son veren 27 Mayıs askeri müdahalesinden (1960) sonra Milli Birlik Komitesi’nin çıkardığı yasalar basına önemli ölçüde özgürlük getirmişti.

 1970-1980 

12 Mart döneminde çok sayıda dergi ve gazete kapatılırken, 1973 seçimlerinden sonra basın yeniden canlandı. Sağ kesinde Milli Selamet Partisi Milli Gazeteyi , Milliyetçi Hareket Partisi Hergün’ü yayınlarken , sol kesimdeyse Politika ,Vatan , Aydınlık , Demokrasi ve Yeni Ortam gibi gazeteler yayınlandı.

 1980’den günümüze 

1979 da ilan edile sıkı yönetimin pek çok yayının basım ve dağıtımını yasaklamasının ardından 12 Eylül askeri müdahalesi basın özgürlüğüne ağır bir darbe vurdu, darbenin ilk günü Demokrat , Aydınlık ve Hergün gibi köktenci solcu ve sağcı gazeteler kapatıldı. Hürriyet ve milliyet lider gazeteler olmaya devam etti ; Cumhuriyet büyük okuyucu kaybına uğradı; 1985 de sabah gazetesi de bu kafileye katıldı

 19.ANADOLU BASINI  

Günümüzden tam 92 yıl önce başlayan  Birinci Dünya Savaşı  bitmek üzeredir.Zor yıllardır o yıllar... Türkiye dört bir yandan işgal edilmeye başlanmıştır.Türk insanı ise, özgürlüğü ve bağımsızlığı için  direnme ve mücadele etme kararındadır. Hem de kanının son damlasına kadar...İşte bu direnen yüreklerin isyanının öncülüğünü “Hukuku Beşer” gazetesinin başyazarı Hasan Tahsin yapacaktır. Gerçek adıyla Osman Nevres...Hasan Tahsin ilk kurşunu atar, sonra kendisi de şehit olur. Ama kalplerde tutuşan kıvılcım büyür; mürekkep olur, matbaa olur, gazete olur, yani Anadolu basını olur. Mustafa Kemal’in deyimiyle “Fazilet Adaları” çıkar ortaya.Yerel basın, hem Anadolu’nun düşman işgaline karşı direnişinin yürekli sesi olacak, hem de bu direnişin kahramanlarının destanını yazacaktır.Hangi birinden söz edelim ki?... Mustafa Kemal’in Sivas’ta kurduğu “İrade-i Milliye” ve Ankara’da kurdurduğu “Hakimiyet-i Milliye” gazetelerinden mi?Yoksa, her türlü imkansızlığa rağmen Milli Mücadele’ye gönülden destek veren Ankara’da “Yeni Gün”, Adana’da “Yeni Adana”, Balıkesir’de “Doğru Söz”, Kastamonu’da “Açıksöz”, Erzurum’da “Albayrak”, Trabzon’da “İstikbal”, Antalya’da “Anadolu”, Artvin’de “Yeşil Yuva”,  gazetelerinden mi?İşte, başını bu gazetelerin çektiği Anadolu basını, milli mücadeleye, sözün ve yazının gücünü temsil eden kalemle katılacaktır.   Basit araç ve gereçlerle, ilkel koşullarda, bazen dosya kağıtları üzerine bile gazete basıp yayınlarlar. Anadolu’nun habersiz ve gazetesiz kalmaması için, baskı makineleri kimi yerlerde öküz arabalarıyla, hatta at sırtında ilden ile taşınır… Milli Mücadele’de özel bir yeri ve rolü olan yerel basının tarihi, Vilayet Gazetelerine kadar gider. Tuna Valisi Mithat Paşa’nın 1865’te  Rusçuk’ta çıkardığı “Tuna” gazetesi, Türkiye’de yerel-bölgesel basının başlangıcı olarak kabul edilir. Önceleri haftada bir, daha sonraları haftada iki kez çıkarılmaya başlanan “Tuna”, 1877’ye kadar 12 yıl boyunca sürekli yayınlanacaktır.Tuna’yı, 1867’de Erzurum’da yayınlanan “Envar-ı Şarkiye”, Bursa’da “Hüdavendigar”, Diyarbakır’da “Diyarbekir”, Konya’da “Konya” gazeteleri izler.Mithat Paşa Bağdat’a Vali olarak atanınca, orada da Türkçe-Arapça “Zevra” adlı bir gazete yayınlar. 1874 yılına gelindiğinde Türkiye’de yayınlanan il gazetesi sayısı 24’ü bulur.Türkiye’de yerel basının bu ilk dönemindeki gazetelerin büyük bölümü, yönetimin işlevini kolaylaştırmak için, devlet eliyle kurulmuş ve yayınlanmıştır.Devlet eliyle yayınlananlar dışında, azınlıkların kendi yayın organları olan gazeteler ve bugün de yayınını sürdüren “Yeni Asır” gibi yerel-bölgesel gazeteler de vardır. 1895 yılında Selanik’te yayınlanmaya başlanan ve Milli Mücadele döneminde İzmir’e taşınan Yeni Asır, yerel-bölgesel gazetelerin en eskisidir.Milli Mücadele döneminde tarihi bir misyon üstlenen Anadolu basını, daha sonra giderek gücünü ve etkinliğini yitirmeye başlayacaktır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Dünya yeniden şekillenirken, Türkiye, Batı demokrasisi safında yerini alacak, iletişimde de kitle iletişimi çağı açılacaktır. Yereli izlemekle yetinmek yerine, Dünya’ya açılan; yorumlara ağırlık veren gazetecilik anlayışından haberlerin öne çıktığı gazetecilik anlayışına; klişe fotoğraf, kurşun harfler ve siyah-beyaz baskıdan renkli, çok fotoğraflı, rotatif baskıya geçen gazeteler dönemine girilmiştir. Yani, Türkiye ve dünya ile birlikte gazetecilik anlayışı ve tekniği de değişmiştir.   Sermaye ve teknoloji yetersizliği, yetişmiş iş ve beyin gücü eksikliği, haber alma ve habere ulaşmada güçlük gibi nedenlerle çağdaş gelişmelere ayak uyduramayan Anadolu basını, giderek okuyucu ve etkinlik kaybına uğramaktan kurtulamamıştır.Bu süreçte, çağdaş anlayışa ve teknolojiye uyan gazeteler tiraj patlaması yaparken, yerel basın her gün biraz daha küçülmüş ve kabuğuna çekilmiştir.Büyük basın kuruluşlarının dağıtım sorununu aşmak için 1960’lı yıllarda kurdukları ortaklıklar, yerel basının okuyucuya daha erken ulaşma üstünlüğünü de sınırlandırmış, bölgesel ekler ve sayfalar ise yerel basının işini büsbütün  güçleştirmiştir.  1980’li yıllarda iletişim teknolojisindeki baş döndürücü gelişmeler sonucunda medyada yeni bir değişim süreci başlamıştır. Bilgisayarlar, uydular, çanak antenler her yerde devreye girmiştir. Bilgisayar; gazete sayfalarının hazırlanmasından, baskıya kadar, basının her alanında vazgeçilmez olmuş; gazetecilik, giderek daha büyük yatırım ve sermaye gerektiren sektör haline gelmiştir. Adana, İzmir, Kocaeli, Samsun, Bursa, Gaziantep ve Kayseri gibi güçlü ekonomilerin  olduğu  illerimizdeki  yerel  medyanın  bir bölümü, bu değişime ayak uydururken, büyük çoğunluk, çeşitli imkansızlıklar nedeniyle gelişmeleri sadece seyretmekle yetinmek zorunda kalmıştır. 1990’lı yıllarda yeni fırsatlar doğmuş, uydu yayıncılığının getirdiği imkanlarla özel radyo ve televizyonlar ile internet devreye girmiştir. Yerel medya kuruluşlarının öncülüğünde pek çok yerel televizyon ve radyo kurulmuş, internet aracılığıyla yapılan yayınlar da daha geniş bir kitleye kendisini tanıtma ve okutma imkanı bulmuştur. Bugün Türkiye’de; 24 yaygın, 16 bölgesel; 214 yerel, 65 kablolu, 86 uydu olmak üzere toplam 405 televizyon; 36 yaygın, 102 bölgesel, 951 yerel,  49 uydu  olmak üzere toplam 1.138 radyo; 40 yaygın gazete ile birlikte 551 günlük, 849 haftalık, 253 onbeş  günde bir yayınlanan, 470 aylık, 200 diğer olmak üzere toplam  2.362 gazete; 50 civarında yaygın olmak üzere, 12 günlük, 85 haftalık, 59 onbeş  günde bir yayınlanan,  1.134 aylık, 1.386 diğer olmak üzere toplam  2.680 de  dergi yayımlanmaktadır.